Diyalog Süreci Tekrar Başlamalı

Diyalog Süreci Tekrar Başlamalı 26.12.2009
Genel Başkanımız Prof. Dr. Numan Kurtulmuş aylık il başkanları, il sorumluları, il müfettişleri toplantısında konuştu...

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, il başkanları toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş, kapatılan DTP’nin belediye başkanlarının ortaya koyduğu üslubu eleştirerek, “Seviyeyi iyice düşürmeleri sorunu çözmez, sorunu kalıcı hale getirir” dedi.

Saadet Partisi aylık il başkanları, il sorumluları, il müfettişleri toplantısı Başkent Ankara’da yapıldı. Afitab Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, çok sayıda partili iştirak etti. Yoğun katılımın olduğu toplantıda Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ‘Başbakan Kurtulmuş’ sloganları eşliğinde salona geldi. 

TÜRKİYE CENNET BAHÇESİ GİBİDİR
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, konuşmasında ülke gündemini meşgul eden konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına başlamada önce kendisine Edirne Gençlik Kolları İl Başkanlığı ‘Gönüllü Birliktelik’ için bir çiçek takdim edilen Kurtulmuş, aynı medeniyetin mensubu, aynı vatanın insanları olarak yaşamış olan bu halkın arasına sokulmaya çalışılan fitneye karşı verilecek en güzel cevabın bu olduğunu kaydetti. Kurtulmuş, “Bizim Edirne’miz, bizim Van’ımız, bizim Hakkari’miz, bizim Diyarbakır’ımız, bizim İstanbul’umuz kardeştir, birdir, bütündür, sadece aramızdaki farklılıklar çok güzel bir çiçek bahçesindeki farklı çiçeklerin bir araya getirdiği renk cümbüşünü hatırlatır. Bu çiçeklerin bir araya getirdiği o muhteşem kokuyu hatırlatır. Bizim coğrafyamız bu anlamda bir cennet bahçesi gibidir. Burayı cehenneme çevirmeye çalışanlara da bu millet asla müsaade etmeyecektir” dedi. 

HÜSEYNİ SİYASETİ YAPIYORUZ
Kurtulmuş, konuşmasında Muharrem ayının önemine de değinerek, bu günün 10 Muharrem olduğunu söyledi. Bu gün dolayısıyla her şeyden evvel Ehli Beyt’in ve Hz Peygamber’in torunlarını bir kere daha saygıyla hatırladıklarını ifade eden Saadet Lideri, “Allah Rahmet eylesin. Kerbela’yı bir aşure gününden ibaret olarak algılamayalım. Müslümanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Kerbela’dan ders almak bu süreçte yaşananlardan ders almak mecburiyetindeyiz. Bir taraf zulmün, haksızlığın, despotluğun, siyasetini ortaya koymuştur. Diğer taraf ise inançlarından asla taviz vermeyen, Hz Peygamber’in öğretmiş olduğu temel ilkelerden asla uzaklaşmayan siyaset tarzıdır. Yezidi siyaset, tarih boyunca devam eden siyasettir. Bu siyasetin saltanat, servet, sulta gibi üç temel özelliği vardır. Bizim yolumuz Hz Peygamber’in Hz Hüseyin’in yoludur. Biz asla pragmatik bir siyaset yapmayız” diye konuştu. 

DİYALOG SÜRECİ TEKRAR BAŞLAMALIDIR
Ülkenin altı aydır ‘açılım’ süreci ile uğraştığını ifaden eden Kurtulmuş, Saadet Partisi olarak ‘önce konuyu doğru tanımlamalıyız’ dediklerini hatırlatarak, kendilerinin ortaya koyduğu Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik Projesi’ni bir kez daha gündeme getirdi. Bu süreç içerisinde üç tane olumsuzluğun yan yana geldiğini de kaydeden Kurtulmuş, “Bunlardan ilki ‘olağanüstü gerginlik’ oluşturulmuştur. İktidar ile Ana muhalefet partisi arasında bu süreç bir kavga ve gerilim süreci olarak algılandı. İkinci olarak ise ‘fevkalade ciddi belirsizlikler ortaya çıktı’ Hükümetin ne adım atacağı, nasıl hareket edeceği, neyi yapacağı millet tarafından anlaşılmadı. Bir projesi olmadığı gibi, hükümet bu süreçte yol haritasını da kırmızı çizgilerini de belirlemedi. Üçüncü olarak da ‘olağanüstü yüksek beklentiler’ ortaya çıktı. Başta Güneydoğu ve Doğu halkı olmak üzere Türkiye’de bu konudan muzdarip olan geniş kitleler çok yüksek beklentilere sokuldu. Bu olumsuzluklar bir araya geldiği zaman başka hiçbir faktör olmasa bile orda kriz çıkar, kaos çıkar. Bu süreç üç faktör ile birlikte bir çıkmaz sokağa sürüldü. Açılım diye başlatılan bu süreç bir ayrım, ayrışma sürecine doğru yol almaya başladı. Bütün siyasilere bir kere daha sesleniyoruz. Siyasetin amacı konuşmak ve orta noktayı bulmaktır. Herkes farklı hedefler ve düşünceler içerisinde olabilir. Bir diyalog süreci oluşturmak zorundayız. Ortadan kalkan diyalog sürecinin Türkiye siyaseti bakımından açılması zaruridir” şeklinde konuştu. 


DTP, GÜNEYDOĞUNUN TEK TEMSİLCİSİ DEĞİLDİR
Hükümet’in bu süreçte DTP’yi muhatap almasını da eleştiren Saadet Lideri Kurtulmuş, “Hükümet bu süreçte sorunun tek muhatabı olarak DTP ve DTP’nin arkasında olan PKK’ymış gibi davrandı. Doğu ve Güneydoğu halkının tek temsilcisi olarak DTP’nin siyasetini karşılarına aldılar. Biliyoruz ki DTP Doğu ve Güneydoğu halkının yegane temsilcisi değildir. 1991 yılından 2009 yılına kadar birçok seçim yapıldı. Bu seçimlerden sadece 1994 seçimlerine DTP çizgisinde olan partiler katılmadı. 23 tane ilin ortalamasını aldığımız zaman, alınan oy oranı yüzde 23.4’tür. Yani Doğu ve Güneydoğu halkının yaklaşık yüzde 75’i DEP çizgisindeki partilere oy vermemiştir. Ama bir takım yanlış uygulamalar sanki DTP çizgisinin o bölge halkının yegane temsilcisi durumuna getirmiştir. Biz daha önce söylediğimiz gibi bölgede sadece DTP yok, bölgede birçok sivil toplum kuruluşları, ticaret odaları, sanayi odaları var. O bölgeyi ayakta tutan manevi merkezler Menzil, Tillo, Hizan var. Bunları da sürece katın. Müslümanlık değerleri üzerinde bu halkı birlikte, beraberlik içinde yaşatma imkanı bulursunuz” dedi. 

DTP SORUNU KALICI HALE GETİRİYOR
Kapatılan DTP’nin içerisinde siyaset yapan bazı kişilerin son günlerde sarf ettiği sözleri eleştiren Kurtulmuş, bunun üzerinden yeni bir siyasi yol haritası belirlemeye çalıştıklarını söyledi. Kurtulmuş, “DTP çizgisinde siyaset yapan arkadaşlara şu çağrıyı yapmak istiyorum. Mesele İmralı’daki tutuklu bulunan kişinin penceresinin 10 santim genişlemesi midir? Yoksa mesele Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan 15 milyon yurttaşının hak ve özgürlüklerinin en iyi bir şekilde temin etmek midir? DTP’lilerin önce olaya böyle bakmaları gerekir. DTP’li siyasetçilerin bu üslupları bu işin tuzu biberi olmuştur. Seviyeyi iyice düşürmeleri sorunu çözmez, sorunu kalıcı hale getirir” diye eleştirdi. 

TEHDİT ALTINDAKİ SİYASETİN İRADESİ ZAYIFLAR
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a karşı yapılması planlandığı iddia edilen suikast girişimine ilişkin de görüşlerini aktaran Saadet Lideri Kurtulmuş, 12 Eylül sürecinden bu yana gelinen dönemde derin bir takım işlerin olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Türkiye’de tehdit altında bırakılan siyasetinin iradesi zayıflar. İradesi zayıflayan siyasetin de hiçbir gücü kalmaz. Buradan bir polemik değil, mesele gerçekten ciddi bir iddiadır. Gerçekten öyle bir girişim varsa kimler tarafından, yapılıyor ise ortaya konulması gerekir. Bu öncelikli olarak hükümetin vazifesidir. Bu yanlış bir iddia ise yine milletin karşısına çıkıp ‘yanlış alarm verdik’ demek de hükümetin borcudur. Eğer bunlar yapılmaz ise Türkiye’de bu vesayetler hep konuşulur. Suikast girişimleri, andıçlar, darbe girişimleri, bir takım izleme komiteleri, bir takım derin çeteler varlıklarını hep korur. Bunların korunmasını istemiyorsak ortadan kaldırılması için düzenleme şart. Bu tür işlerin ortaya çıkarılmasını sağlayacak olağanüstü bir Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulması gerekir. Anayasa’nın geçici 15’inci maddesinin kaldırılması şart. İç hizmet yasasının 35’inci maddesinin değiştirilmesi için üç kelime gerekir. Bütün bunları yapmadığınız zaman bu eylemlerin ortaya çıkması muhtemeldir” dedi.

İNSANLARI KEŞKE ÖLSEYDİM NOKTASINA GETİRDİLER
Bursa’da geçtiğimiz hafta patlayan kömür ocağında 19 kişinin öldüğünü kaydeden Kurtulmuş, burada bir sürü ihmalin olduğunu söyledi. “İhmallerin hesabı sorulmuyor. Bu konuda sorumluluğu olanlardan kimse hesap sormuyor” diyen Kurtulmuş, bu olayla daha vahim bir durumun ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş, “Kazadan kurtulan gençlerden birisi ‘keşke bende ölseydim, hiç olmazsa tazminat alırdım, çoluk çocuğuma üç beş kuruş kalırdı’ Bu çok vahimdir. Bu söz herkesin yüreğini dağlamalıdır. Bu söz kimseyi koltuğundan oturtmaz. 19 kişinin ölmesinden daha büyük ihmal insanlara ölümü tercih hale getirmektir. Öyle yanlış ekonomi politikaları yürütüyorsunuz ki; işte insanlar keşke bende ölseydim noktasına geliyor. İnsanları, bu hale getirenlerden hesap sormalıyız” diyerek eleştirini dile getirdi. 

TEKEL YERİNE 4 TANE FİRMA
Kurtulmuş, konuşmasının sonunda ise özelleştirmeyi ele aldı. 17’inci IMF protokolü ile birlikte Türkiye’nin yeni bir ekonomik düzene sokulduğunu ifade ederek, özelleştirmeler vasıtasıyla ülkedeki ekonomik yapının değiştiğini söyledi. Tütün Yasası’nın 2002 yılında çıkarılmaya çalışıldığı zaman Saadet Partisi olarak mitingler yaparak karşı olduklarını vurgulayan Kurtulmuş, “Geldiğimiz noktada tütün özelleştirilmeleri son noktasına gelmiştir. Binlerce Tekel işçisi 12 gündür çok güzel bir direnişi sürdürüyorlar. Tekel işçilerinin sayısı 30 binden 12 bine düşürüldü. Özelleştirme ile diğer kurumlara yönlendirip asgari ücret verecekler. Bu zaman zarfında Türkiye’de tütün üretimi ciddi oranda düşürülmüştür. Tekel’leri kaldırıyoruz diye bunu yapanlar, bu gün yabancı firmaların Tekeli haline getirilmişlerdir. 4 tane firma Türkiye’deki yerli milli Tekel’in yerine gelmiştir” diye konuştu. 

Döviz

1 $ = 1,51 TL
1 € = 1,94 TL
9652 Ziyaretçi

Hava Durumu